Bu Hafta Neler Oldu?

Google+, Facebook ve Twitter uygulamaları birbiri ardına güncellendi. Sürekli dert yanan Twitter kullanıcıları sonunda rahatladı. Android uygulaması  beğenilmeyen Facebook, yeni uygulamasını oldukça iyi bir hale getirmiş gibi görünüyor.

Google+ ve Gmail entegrasyonu yapıldı. Artık Google+’ta olan kişilerin bilgileri Gmail rehberde otomatik olarak çıkacak ve hatta güncellenecek. Bu bence çok önemli bir devrim. Arkadaşınız, bilgilerini değiştirdiğinde, rehberiniz otomatik olarak güncellenecek! Hele bir de Android kullanıyorsanız, bu telefonunuzun adres defterinin sürekli güncel kalması demek.

Diğer önemli gelişmeler de patent savaşlarında yaşandı.

Motorola’nın Apple’a açmış olduğu patent davası, Motorola’nın lehine sonuçlandı ve Alman mahkemesi iPhone ve iPad ürünlerinin Almanya’da satışını yasakladı. Bu durum, bir Alman mahkemenin vermiş olduğu kararın Avrupa Birliği’ne üye olan diğer ülkeri de bağlıyor olması açısından son derece önemli. Daha önce de Apple Samsung’a Almanya’da dava açmış ve Samsung ürünlerinin satışına yasak getirmişti. Birkaç yazılım ve tasarım değişikliği ile Samsung yoluna devam etmeyi başarmıştı.

Patent savaşlarının yakın tarihine bakalım..

Hatırlayacağınız gibi, Apple’ın kurucularından (rahmetli) Steve Jobs, “son nefesime kadar Android ile savaşacağım” demiş, patent savaşını başlatmış ve aralarında Samsung, HTC, Sony gibi büyük Android OEM’lerinin olduğu şirketlere yağmur gibi patent davaları açmıştı.

Android ekosisteminin böyle giderse yok olacağını gören Google’ın genç ve zeki yeni CEO’su Larry Page, çok radikal bir kararla 12.5 milyar Amerikan Dolar’ı karşılığında Motorola Mobility’yi satın aldıklarını duyurmuştu. Buradaki amaç Apple’a, Apple gibi cevap vermekti. Google kararını vermişti. Düşmanı kendi silahı ile vuracaktı.

Apple elindeki patentleri yenilikçi ürünlerini geliştirirken harcamış olduğu emeği korumak için kullanmak yerine, kendisi için TEKEL bir pazar oluşturmaya çabalıyordu. Bunu gören Google, adeta “Öyle saça böyle tarak” diyerek çok sürpriz bir kararla Motorola Mobility’yi satın aldığını açıkladı. Zira Motorola’nın mobil teknolojiler üzerine yüzlerce patent portföyü vardı. Bu patentler, Google’ın elini güçlendirecekti.

Bu hamleyi atmak çok riskliydi çünkü Android işletim sistemini kullanan Samsung, HTC, Sony gibi büyük markalar endişe duymaya başladılar. “Acaba Google, Motorola’ya odaklanıp diğer OEM firmalara tekme mi atmak istiyor?” şeklinde yorumlayanlar oldu. Ancak Google, altını çize çize bunun tüm Android ekosistemini korumak için atılmış bir adım olduğunu, aksine, Motorola’nın portföyündeki patent gücününü kullanarak Apple’ın saldırdığı Android OEM firmalara destek olabilmek için böyle bir karar aldıklarını açıkladı.

Şu an geldiğimiz noktaya baktığımızda, bu kararın ne kadar isabetli olduğunu çok net görebiliyoruz.

Apple, Samsung’un Almanya ve Avustralya gibi ülkelerdeki satışlarını mahkeme kararı ile yasaklatmıştı. Bu kararların hepsi bozuldu. Dün, Avustralya Yargıtay’ı da Apple’ın yasaklatma kararını bozduğunu, Samsung’un Avustralya’da satışlarına devam edebileceğini açıkladı. Bu Samsung için muazzam bir haber. Noel/Yılbaşı öncesi artan alış veriş çılgınlığı sayesinde, Samsung Galaxy kategorisindeki akıllı telefon ve tabletlerini Avustralya’da satabilecek, hatta Apple’ın daha önce almış olduğu yasaklatma kararından dolayı uğradığı zararı tazmin edebilecek.

Samsung’un Şubat 2012’de (elbette bu dönem herkesin aklına Mobile World Congress’i getiriyor) lansmanını yapacağı iddia edilen 11.6″ büyüklükte, 2560×1600 çözünürlüklü ekrana ve 2 GHz çift çekirdekli işlemciye sahip yeni tableti Apple’ı çok zor durumda bırakabilir.

Günümüzde bir markanın hiçbir patenti ihlal etmeden mobil cihaz üretilebilmesi neredeyse imkansız, çünkü her şirketin değişik konularda patenti var. Ancak ilk defa Apple, elindeki patentleri bu kadar saldırgan bir şekilde rakiplerini piyasadan silmek için kullanınca, ortaya tam tersi ve çok ilginç manzaralar çıktı.

Steve Jobs, o müthiş vizyonerliği ile Android’in Apple’a ilerde bela olabileceğini görmüş ve ölümünden önce Android’e karşı bir savaş başlatmıştı. O artık aramızda yok. Bu savaşın henüz başındayken göçtü gitti. Ama bence çok şanslıydı, çünkü kurduğu şirketin ikinci defa kötüye gittiğini bir daha hiç görmeyecek. Peki ya Tim Cook? O bu kadar şanslı mı dersiniz? Steve Jobs’tan sonra Apple’ın CEO’su olmak zaten bir bakıma şanssız olduğunun göstergesi. Çünkü bir daha Steve Jobs gibi birisinin gelmesi çok zor ve Apple battıkça, sorumlusu hep Cook olacak.

Bir sonraki yazımda yenilikçi, yaratıcı, kaliteli ürünler sunan Apple’ı neden sevmediğimi yazacağım.

“Saçma! İnsan kaliteli ürünleri sevmez mi?” dediğinizi biliyorum. Okuyunca hak vereceksiniz. :)

Görüşmek dileğiyle..

Hakkında Özgür Turanlı

Mühendis, ek$i sözlük yazarı, DMOZ editörü, SEO bilir (ama “uzman” değil), Android, iOS ve GNU/Linux kullanıcısı. Mobil ve internet teknolojilerine ilgi duyuyor.

Cevap yazın

Yukarı Çık
test başarılı: 92.0.978.99