Google, Apple, Microsoft…

Yil 1998.. Yahoo!’dan ilk mail adresimi aldim. Dun gibi de hatirlarim. ODTU Endustri Muhendisligi PC laboratuvarindayim.. Linux hesaplarimizla maillerimize baktigimiz donemlerdi..
Sene 2005′i gosterdiginde Google’in cikardigi ve devrim niteligindeki eposta hizmeti olan Gmail ile tanismistim. 1 GB kotasi olan bir eposta adresi!.. O kapasitede flash disklerin zor bulundugu bir donemde..
Sene 2011.. Gmail bugün tartışmasız dünyanın en iyi mail hizmeti.

Android’in yükselişi de böyle..

İlk dokunmatik ekranlı telefon (stylus ile kullanılanları saymıyorum), 2007’de Apple tarafından arz edildi.
Apple, yani Steve Jobs, inanılmaz bir vizyona sahip bir dahi. Tüketicilerin beklentilerini çok önceden kestirebilen, estetik yönü ve teknolojisi çok kuvvetli ürünleri son ana kadar büyük bir gizlilikle piyasaya sürebilen bir şirket/insan.

Google’a olan sadakatimi (neden sadık olduğumu ve Google’ın yanlışlarını ayrı bir yazıda ele alacağım) bilenler yukarıdaki cümleyi okuduklarında şaşırabilirler. Ancak gerçekler böyle.

Diğer bir gerçek ise, Steve Jobs’ın hayatı boyunca onu başarısızlığa uğratan aşırı ukala, aşırı egosentrik kişiliği ve aşırı kapalı ekosistem hayalciliği ki bu özellikleri nedeniyle zamanında Microsoft, şimdi de Google tarafından alt ediliyor.

Apple, çıkardığı her ürün ile kendi kapalı sistemini oluşturarak insanları kendisine mahkum etmeye çalışırken; Google, mümkün olduğunca open-source sistemleri destekleyerek, hatta kendi bulduğu/yazdığı sistemleri/kodları dahi açık kaynaklı hale getiriyor. Bu iki firma arasındaki en bariz ve önemli farklardan birisi AÇIKLIK/KAPALILIK.

iTunes olmadan hiçbir uygulamanın yüklenememesi (gerekçe olarak da güvenliğin bahane edilmesi çok komik. Her iOS güncellemesinin ardından iOS’un dakikalar sonra kırılıyor olması güvenliği önemli bulan bir şirket için çok ironik), bataryayı sömürdüğü iddiası ile Adobe Flash desteğinin olmaması (ki gerçek neden, Flash ile uygulama yazılabilir olmasıdır. Apple, Flash ile yazılacak uygulamaların iTunes tekelini yıkmasından korktuğu için, müşterilerine Flash’ın bataryayı sömürdüğünü iddia etmektedir.)

Steve Jobs, hayatı boyunca (hayatını okumanızı şiddetle öneririm) tüketicilerin algılarını asıl odaklanılması gereken noktaların dışarısına çekerek onları ikna etmeyi becremiştir. Bu belki bazıları için önemli bir meziyet, bazıları için ise dürüstlüğe yakışmayan bir davranış.

iPhone 4’ün anten sorununda yaşananları hatırlayın: “iPhone’u doğru tutmuyorsunuz” diyebilecek kadar pişkince verilmiş bir yanıt. Oysa bu hatayı Google yapsaydı, hatayı kabul eder ve özür dilerdi. Jobs ne yaptı? Suçu kabullenmedi. Yıllarca gerçek kızını kabullenmediği gibi.. Ama eminim, aradan yıllar geçtikten sonra “Evet hatalıydım ama o zaman öyle davranmam gerekiyordu” da diyecektir.

Diğer bir konu ise, Jobs’ın açlığı..

Eğer Apple’ın karlılığına bakarsanız, iPhone’dan sonra karlılığın dehşet bir şekilde arttığını görürsünüz.
2009’da ilk defa son tüketici ile tanışan Android, şu an

 

Hakkında Özgür Turanlı

Mühendis, ek$i sözlük yazarı, DMOZ editörü, SEO bilir (ama "uzman" değil), Android, iOS ve GNU/Linux kullanıcısı. Mobil ve internet teknolojilerine ilgi duyuyor.

Cevap yazın

Yukarı Çık
test başarılı: 89.1.224.99